25/08/19

Adelheid Popp – Yeni Kadın

8 mart emekçi kadınlar günü

Sosyal demokrasinin hedeflediği toplumsal dönüşümler, insanlar da dönüşmedikçe uygulanamaz. Ezilmiş, yetersiz beslenmiş, pısırık, çocukluğundan başlayıp ihtiyarlığına kadar boyun eğmeye mahkum edilmiş insanlarla sosyalist bir toplum yaratılamaz. Ne var ki bu dönüşüm, farklı türden insanların yaratılmasını gerektiriyorsa, bu başta kadınlar için geçerlidir. Sosyalizm, zafere ulaşacaksa, kadın cinsinin, özgürlüklerden ve haklardan yoksun, aşağılanan bir cins olarak kalması mümkün değildir. Çünkü sosyalizme inanan herkes, ondan, bugün altında ezildiği bütün zincirleri parçalamasını bekliyor ve umut ediyor. Ve kim, en ağır zincirlere vurulu olanlardan, en fazla ezilenlerden daha fazla taşıyabilir bu umudu? Bunların kadınlar olduğunu kim reddedebilir?

En parlak görünümlü kılıfların altında bile çoğu zaman, kendi isteğini ifade etme cesaretini gösteremeyen, hatta bunun olanaklı olabileceğini bile duyumsamayan zavallı yaratıklar vardır. İşçi kadın, erkek işçiden daha itaatkar, daha kanaatkar, daha iddiasızdır, daha kolay tatmin edilir ve başka türlü olabileceği onun aklına dahi gelmez. Ailede de kadın daha uyumlu olandır. Zorunluluklar gerektirmese bile kendi rahatını, kendi kişiliğini feda etmeye kolayca eğilimlidir. Bir anne olarak kadın, sınırsız bir fedakarlığa sahiptir. Anneler kendi mutluluklarını, koca bir geleceği, çocuklarının yalnızca gerçek mutluluğu için değil, çoğu zaman hayal edilmiş mutluluğu için bile feda etmeye hazırdırlar. Bu, kadının özelliğidir: Kendini feda etmek ve tabi olmak. […]

Şimdiye kadar hep erkeklerin yönetimi ve iradesi altında kalan bütün sınıflara mensup anneler ve eşler, dayanaklarını kaybettiler. Aniden, kendilerini ve çocuklarını ayakta tutma yükümlülüğüyle baş başa kaldılar. Yaşamlarında, ocağın başından hiç ayrılmamış kadınlar, birdenbire dışarıya, iş gücüne ihtiyaç duyulan yerlere gitmek zorunda kaldı. Yaşamı katı ve güç kılan her şey kadının omuzlarında kalmış durumda. […] Şimdiye kadar gelişmelerini tek bir hedefe, evliliğe yöneltmiş on binlerce genç kız, bu hedefe ulaşan yolun dışına fırlatılmıştır. Bu dehşetli erkek ölümlerinden sonra evlilik, birçoğu için ulaşılmaz bir kurum olacaktır. Kadın cinsinin büyük bir çoğunluğu için ulaşılması gereken hedef olarak görünen şey, evlilik limanına varmak, uzun bir süreliğine birçoğu için ulaşılmaz olacaktır.

Tüm bunlardan, eğitim yönteminin değiştirilmesi gerektiği sonucu kendiliğinden çıkmaktadır. Çünkü koşullar bunu gerektiriyor. Evliliği yaşamın biricik içeriği olarak görmek, bugüne kadar her zaman iyi bir şey olmadıysa, artık değişen koşullar, kadın cinsinin farklı bir kavrayışa, farklı bir düşünce tarzına ulaşmalarını zorunlu kılmaktadır. Kadının da kendi kişiliğiyle, yetenekleri ve becerileriyle saygı ve değer verilmesini hak ettiği görüşü desteklenmelidir. Bugüne kadar yalnızca istisnalara bahşedilen şeyler kadınların ortak varlığı haline gelmelidir. Kadınların ekonomik bağımsızlık kazanma mücadelesi artık kadın hakçı kaçıklıklar olarak değil, tersine zorunlulukların ve zamanın bir gereği olarak algılanmalıdır. Genel olarak, ayrıca kadın açısından da, var olanı kabul etmeyi öğrenmek gerekecektir. Kadının ekonomik bağımsızlığı ise bütün topluma daha büyük bir sağlamlık kazandıracak ve diğer alanlarda da yenilemelerin yaşanmasını kaçınılmaz kılacaktır.

Toplumsal açıdan daha yüksek bir konuma erişmiş kadınları, haklar açısından da erkeklerden daha farklı muamele edilemeyecektir. Kadınlar, üstlendikleri yükümlülüklerin bu hakkı kendilerine tanıdığını ne kadar çabuk kavrarlarsa anayasa da kadınlara kapılarını o kadar çabuk açacaktır. Kadınların amaçlarına daha fazla yakınlaşmasını sağlayacaksa bile, bundan dolayı savaşı övecek değiliz. Tersine, savaşın dehşeti ve mal olduğu sayısız kurban, kutsal, asla sönmeyecek bir meşale olarak anılarımızda korunacaktır. Daha yüksek toplumsal ve politik haklara ulaşmış kadınların, kazanmış oldukları büyüyen etkilerini, gelecek olan ve gelmek zorunda olan yeni kadının, geçmişin dar kafalı duygularından ve dar görüşlerinden kurtulmuş kadını yaratmayı en önemli görevleri olarak görmeyi öğrenmelerinde kullanmaları için koruyacağız bu meşaleyi!

Hemcinsine karşı da önyargısız olmalıdır yeni kadın. Her alanda kendi tarzında var gücüyle etkin olmak konusunda kendini küçümsememelidir. “Daha yüksek amaçlara sahip insan yetişmektedir” sözü, kadınlar açısından da gerçekleşmelidir. Yalnızca kendi cinsinin haklarının savunucuları olarak değil, aynı zamanda sosyalizmin vaat ettiği yeni bir insanlık ideali uğruna mücadele eden bir savaşçı olarak da dünya sahnesine çıkmalıdır. Umarız bu yeni kadın, bütün görevlerini kavrama iradesine ve gücüne sahip olur ve bunları yerine getirecek cesaretten ve enerjiden yoksun olmaz.

Kaynakça: Adelheid Popp, Bir Kadın İşçinin Gençliği, Çev. Olcay Geridönmez, Evrensel Basım Yayın, 3. Basım, Haziran 2006, s. 192.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir