19/01/20

Doğan Avcıoğlu – Küba Denemesinin Öğrettikleri

küba devrimi 1959

İhtilalin on birinci yılında, Castro, Küba halkına “gelecek beş yılın çok zorlu geçeceğini” söyledi. “1975-1980 döneminden önce refah beklenmesin” dedi.

Gerçekten Küba’da tarım üretimi on yılda bir kata yakın artarak büyük bir gelişme gösterdiği halde, gıda maddeleri vesikaya bağlanmış, halkın yiyecek ve içeceğinden kesilerek her şey ihracata yöneltilmiştir.

Ayda adam başına sekiz biftek, on beş yumurta, üç kilo şeker verilmektedir. Şeker ülkesinde pek az şeker yenilmektedir. “Her şey ihracat için” formülü uygulanmaktadır. İhracattan sağlanan dövizle, bir yandan geçmiş borçlar ödenmekte, öte yandan kalkınma ve sanayileşme için gerekli makine ve teçhizat bol miktarda ithal edilmektedir.

Az gelişmişlikten kurtulmanın kaçınılmaz bedeli olan ve bile bile girişilen bir kemer sıkma politikası, kapitalist Batı basınında “Küba denemesinin iflası” diye değerlendirilmektedir. Ama aynı basının verdiği rakamlardan anlaşıldığına göre, ülke hızlı bir ekonomik gelişme içindedir.

Castro, 1970 yılında öngörülen 10 milyon ton şeker üretimine erişilemeyişini, “büyük bir başarısızlık” diye ilan etmiştir. Oysa bir yıl önceki üretimin iki katına yakın, 9 milyon ton civarında üretim elde olunmuştur. 1970 üretimi, şimdiye kadar hiçbir zaman erişilemeyen bir rekor teşkil etmektedir.

Kocabaş hayvan sayısı, ihtilalden önce üç milyon civarındayken yedi milyona çıkmıştır. 8,5 milyon nüfuslu, 111 bin kilometre kare genişliğinde ufacık Küba, Güney Amerika’nın Arjantin’den sonra ikinci en büyük et ihracatçısı durumuna gelmiştir. Balıkçılık filosu sekiz kat genişlemiş, balık üretimi yedi kat artmıştır. AP-CHP Koalisyonu günlerine Türkiye için bir Toprak Reformu’nun ana çizgilerini hazırlayan Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Teşkilatı uzmanı Jacoby, Küba tarımından “tam kalkınma yolunda” diye söz etmektedir. 1975 yılına kadar bütün arazinin sulanması planlanmıştır.

Sanayide de doğal kaynakların fakirliğine rağmen, büyük bir hamle yapılmış, ekonomik bağımsızlığın temellerini atma yoluna girişilmiştir. Tek bir yılda su ve elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak için, otuz barajın inşasına yönelinmiştir. Vitrinlerin boşluğu ve vesika usulü yüzünden Küba denemesinin başarısızlığını ilan eden l’express dergisi dahi, bu ülkenin sanayileşme ve ekonomik bağımsızlık yolundaki başarısını şu sözlerle kabullenmektedir: “Petrol, kömür ve elektrik enerjisinden yoksun Küba, kaçınılmaz hata payı da hesaba katılırsa, bilek gücüyle, ekonomik sömürge olmaktan kurtulmuştur.”

Külfet ve Nimette Eşitlik

Bütün bunlar, büyük sıkıntı ve fedakarlıklarla gerçekleştirilmektedir. Hele ihtilalden önce tatlı ve rahat bir yaşantı sürdüren üst ve ortanın üstü sınıf ve tabakalar için Küba yaşanmaz bir cehennem haline gelmiştir. Geniş kitlenin maddi ve manevi yaşama biçimi hayli yükselmiştir. Ama onlar da eskiden çok daha disiplinli ve yoğun bir çalışma temposuna ayak uydurma durumundadır.

Bu çalışma seferberliği, büyük güçlere rağmen, politik bilinç ve tam sosyal adalet sayesinde az çok başarıyla yürütülebilmektedir. Fakir Küba’da, geniş halk kitlesine mümkün olan en geniş toplumsal eşitlik sağlanmıştır: Okuma-yazma bilmeyen kalmamıştır. On altı yaşına kadar her çocuğun giyim, yiyecek ve yetişme giderleri devletçe karşılanmaktadır. 300 bin genç, devlet burslarından yararlanmaktadır. Eğitim ve sağlık hizmetleri, taşıt araçları, spor yarışmaları, düğün ve cenazeler, telefon, su, gaz, elektrik parasızdır. Havana hariç, meskenlerde kira ödemeden oturulmaktadır. Meskenlerin mobilyasının bile toplumca karşılanmasına yönelinmiştir. Tarla, fabrika, büro, üniversite ve okullarda yemekler, genellikle parasız verilmektedir.

Tüketim, “tayın”a bağlanmıştır ama herkes eşit miktarda et, süt ve şeker almaktadır. Halk, ihtiyaçlarını alabilmek için mağazalarda kuyruklara girmektedir. Öteki az gelişmiş fakir ülkelerde kuyruk yoktur; zira nüfusun büyük çoğunluğu et, süt ve şekeri ancak bayramlarda görmektedir. Bu ülkelerin mağazalarında ancak bir mutlu azınlığın ihtiyacı karşılandığından, vitrinler doludur. Castro’nun sözleriyle “Çocukların yüzde sekseni ila doksanı süt içmezse, çocuklara süt vermek için elli bin inek yeterlidir. Hepsine süt vermek isteyince iki yüz bin inek yetmez, yarım milyon inek gerekir.”

Demek ki az gelişmiş bir ülkede eşitsizlik, refah ve bolluk, nispi eşitlik ise fakirlik görüntüsü yaratmaktadır. Küba, öteki bir sürü az gelişmiş ülkeden daha iyi durumda bulunduğu halde, eşitliğe yöneldiğinden fakir gözükmektedir. Az gelişmişlikten çıkma yolunda bulunmakla birlikte hala, az gelişmiş bir ülke olduğu için, halkından çok çalışma, disiplin ve fedakârlık istemektedir.

Zengin kapitalist ülkelerin basını ise Castro’dan “Niye üç-beş yılda cennet yaratmadın?” diye hesap sormakta ve bol bol söz etmektedir.

Ülkemizde de toprak, kredi, dış ticaret vb. düzenlerinin değiştirilmesiyle, bir çırpıda sıkıntılarımızın sona ereceğine inanan kalabalık sayıda hayalsever devrimci vardır. Oysa emperyalizmin boyunduruğu altındaki geri kalmış bir ülkede, az gelişmişlik çemberini kırmak için, en azından on, on beş yıl çok sıkıntılı, iç ve dış sabotajlarla dolu fedakârlık yılları gereklidir. Emperyalist karşı darbelere açık bu fedakârlık dönemi ancak gerçekten devrimci kadroların bilinçli ve örgütlü halk gücünü iktidara getirmesiyle, zaman içinde aşılabilir. Nitekim günümüzün az gelişmiş ülkelerinde, halis niyetlerle ve kolayca pek çok hükümet darbesi başarıya ulaştırılmaktadır; ama pek az gerçek devrim yapılabilmektedir.

Kaynak:

Devrim, Sayı 42, 4 Ağustos 1970

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir