17/09/19

Fahrettin Altay – 9 Eylül

Mustafa Kemal

Bu sabah ortalık ağarırken Sabuncubel’e ilerliyen ikinci süvari tümeninin 20. alay 4. bölüğünden Teğmen Enver komutasındaki keşif kolu düşmanın buralardan savuşmuş olduğunu görerek ileri tepelere çıkmış ve harikulade bir manzara ile karşılaşmıştır: Sabah güneşinin tatlı ışıkları altında bir tablo gibi beliren güzel İzmir ve önündeki mavi suları ile Akdeniz ve bunları çevreliyen latif yeşilliklerle yüksek dağlardan terekküb eden bu tabii tabloda biraz kara noktalar körfezdeki ecnebi harb gemileri idi. Bu bahtiyar genç subay raporunu yazarken Başkumandan’ın (Atatürk’ün) verdiği Akdeniz hedefine ilk ulaşanın kendisi olduğunu düşünerek ne kadar heyecana tutulduğunu tahmin etmek güç değildir.

Kemer İstasyonu’ndan geçen bir süvari alayı da Aydın cihetinden gelen bir trende bir yüzbaşı dört subay ve yedi yüz erden mürekkep diğer bir kafileyi esir ediyor, öncü alayı İzmir rıhtımından geçerken parke taşlarının çıkardığı nal sesleri Akdeniz’in bu taşlara çarparak çıkardığı hafif dalga seslerine karışıyor, bir zafer marşı gibi nağmeleniyor. Bazı pencerelerden atılan çiçekler de süvarilerimizin başlarına konuyor ve onlara bir zafer ekili oluyor. Bu hâl heyecanı arttırıyor, yürüyüşteki sürat gitgide artıyor, bir oluktan akan su gibi süvariler hükûmete doğru akmağa başlıyor. Pasaport yanından geçerken bir manga kadar İngiliz deniz askeri tarafından selamlanan öncü bölükleri az ileride sivil bir şahsın attığı el bombasile karşılaşıyor, Yüzbaşı Şeref’le bir kaç er hafifçe yaralanıyorlar fakat aldırış etmiyerek soluğu hükûmet kapılarında alıyorlar. Yunanlılar hükûmeti kapamış ve kaçmışlar; bir odacı kadın kapıları açıyor, Şeref bir kaç erle hemen balkona çıkıyor şanlı-sancağımızı öperek direğine çekiyor ve selamlıyor, sancak yükselirken ay yıldızının bir kısmına yüzündeki yaranın kanının bulaştığını görüyor ve bu saadete ermekten taşan heyecanını gözlerinden boşaltıyor. Hıçkırıklarını tutamıyor, biran sonra kendisini topluyor, yanındakilere. “Arkadaşlar vazifemiz bitmemiştir. Millet bizden daha çok şeyler bekliyor” diyerek aşağıya iniyorlar. Bu defa da oraya toplanan İzmirlilerin coşkun alkışları arasında kucaklanıyor, öpülüyor öpülüyor…

Şehirde emniyeti sağlamak için dördüncü alay komutanı Binbaşı Reşat alayile İzmir’in üstündeki Kadife kaleye çıkıyor bin senelik eski yüksek bir burcun üstüne ay yıldızlı bayrağı dikiyor ve bununla İzmir etrafına İzmir’in ana vatana kavuştuğunu gösteriyor.

Bu sabah Menemen civarında bir düşman çetesinin mukavemetini kıran ve bir subayile iki erini şehit veren on dördüncü süvari tümeni halkın şiddetli alkışları arasında Menemen’e girmiş izaz ve ikram olunduktan sonra İzmir’e doğru yürüyüşüne devam etmiştir. Karşıyaka’da İzmirlilerin hararetli alkışlarile karşılanan bu tümen vapur iskelesi yanına yerleştirdiği bataryasının 21 pare ateşile İzmir’i selamlamıştır. Limandaki düşman savaş gemileri ilkin bu atıştan ürkmüşler fakat işi çabuk anlamışlar. Körfezde bulunan Yunan savaş gemileri de Uzun adaya doğru çekildiler.

Savaş sırasında zaman zaman gözlerimin önüne gelen evimize yaklaştığım sırada çarşaflı ve uzun boyu ile eğile, eğile gelmekte olan anamı tanıdım. Bilmiyorum nasıl bir duygu içindeydim o anda. Atımı insiyaki bir şekilde ona doğru sürdüm ve önünde atımdan atlayıp ellerine sarıldım. Annem belki de o anda dünyanın en mutlu insanlarından birisiydi. Önce vatanı kurtulmuştu. Sonra ben onun oğlu muzaffer ordumuzun generallerinden birisi olarak İzmir’e ilk giren süvari birliklerinin kumandanıydım… Ve herşeyden önce beni sağ salim karşısında bulmuştu… İşte ihtiyar anacığım çeşitli heyecanlar içinde geçen ömründe bu yeni heyecanın ağırlığına dayanamadı ve:

“— Vay Fahrim..”  diyerek düşüp kaldı. Arkadaşlarım onu kucakladılar ve evimize götürdüler. Yaşlı anacığım askerlerimizden benim hakkımda bir bilgi alabilirmiyim diye dışarı çıkmış imiş… Evde biraz oturdum. Teyzem küçük bir tepsi içinde BİR DİLİM EKMEKLE BİRAZ TUZ VE KARA BİBER ikram etti. “Hayrola…” diye sorduğum vakit aldığım cevap şu oldu:

“— İşte evladım son günlerde buna kalmıştık…”

10 EYLÜL 1922 Günü Başkumandan Mustafa Kemal diğer komutanlarla beraber İzmir’e gelecekti. Sabahleyin erkenden kalkıp onları karşıladım. Mustafa Kemal ve diğer kumandanlar Hükûmet Konağı’na inerlerken piyadelerimiz de şehre girmeye başlamışlardı. Halk HÜKÛMET MEYDANI’na yığıldı ve o vakit ismi “GAZİ PAŞA” olan Atatürk balkondan halka hitaben bir konuşma yaptı. GAZİ PAŞA bu konuşması sırasında diyordu ki

— BU BAŞARI MİLLETİNDİR

 

KAYNAKÇA

Altay, F. (1970). 10 Yıl Savaş 1912-1922 Ve Sonrası. İstanbul: İnsel Yayınları. Sayfa 351-359

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir