25/08/19

Georgi Dimitrov – Birleşmiş Cephe mi, Sınıflararası İşbirliği mi?

birlesmis-cephe-mi-yoksa-siniflarasi-isbirligi-mi

Ülkemizde proletarya ile burjuvazi arasındaki sınıf işbirliğinin (*) bili­nen ideologları ve savunucuları, geçmişte karşılaşılan gerilemeler ve acı ha­yal kırıklıklarından sonra, bugün, “zafer” kazanmış bulunuyorlar ve ender rastlanan bir tatmin duygusu içinde, proleter sosyalistlerinin birleşmiş emek cephesi ile ilgili tekliflerinin, sınıflararası işbirliği taktiğinin doğruluğunu kesin olarak ortaya koyduğunu, hatta bunun, burjuva partileriyle kurdukları ilişkiler yüzünden emekçi yığınlarının çıkarlarına verdikleri zararların üstü­nü bile örtebileceğini bütün dünyaya göstermeye çalışıyorlar.

Bu, anlaşılan, hayattan yeni hiç bir şey öğrenemeyen ve eski, alışılagel­dikleri ilişkileri unutamamış olan yüzeysel politikacıların, beyhude ve pek acele bir “zafer”idir!

*”İşbirliği” kelimesi, İngilizce “collaboration” kelimesi karşılığında kulla­nılmıştır. “Sınıflararası işbirliği” kavramı, sınıflararası güç birliği kav­ramından tamamen ayrıdır. “Birleşmiş Cephe” kavramı, sınıflararası güç birliğini ifade eder. “Sınıflararası işbirliği”, proletaryanın sınıf he­deflerinin burjuvazinin sınıf hedeflerine bağımlı kılınmasıdır. Proletar­yanın çıkarlarının hâkim sınıflara satılmasıdır. (Aydınlık’ın notu.)

Bu beylerin, bu konuyla ilgili olarak vardıkları sonuçların, Komünist Partisinin teklif ettiği birleşmiş emek cephesi ile sınıflararası işbirliği taktik­lerinin, kabulü mümkün olmayan bir şekilde, birbiriyle karıştırılmasına ve özdeşleştirilmesine dayandığı açıktır.

Bundan daha büyük bir gaflet ve birleşmiş cephe fikrinin bundan daha kötü bir biçimde tahrifi olamaz, çünkü, hemen belirtmek gerekir ki, birleş­miş cephe ve sınıflararası işbirliği aynı şeyler olmak şöyle dursun, tam ak­sine, birbirine temelden zıt, hiç bağdaşmayan ve birbiriyle hiç ilgisi olma­yan iki taktiktir.

Ve gerçekten, birleşmiş emek cephesi, çalışan yığınların ve onların siya­sal partilerinin ve İktisadi örgütlerinin, belirli somut istekler ve hedefler uğrunda, burjuvaziyle, kapitalizmle ve onların partileriyle işbirliği yapmak yoluyla değil, sadece onlarla savaşmak yoluyla kazanılması mümkün olan ortak çalışma ve mücadelesi anlamını taşır.

Öte yandan, sınıflararası işbirliği, en iyi biçimiyle bile, bazı partilerin, grupların, hatta kişilerin geçici ve küçük kazançlar sağlaması karşılığında, yığınların ihtiyaçlarının ve çıkarlarının, burjuvazinin sınıf siyasetine olduğu kadar, onun sınıf çıkarlarına ve hedeflerine bağımlı duruma sokulmasından başka bir şey değildir.

Sınıflararası işbirliği, emekçi halkı böler, onun partilerini ve örgütlerini kundaklar, burjuvazinin sömürü ve baskı planlarını kolaylaştırır ve emekçi halkın büyük çoğunluğu üzerindeki sınıf egemenliğini kuvvetlendirir. Oysa, birleşmiş emek cephesi, kapitalist burjuvaziye ve onun gericiliğine karşı, be­lirli bir an için birleşen hayati çıkar ve haklarının savunulması amacıyla, pro­letaryanın ve bugünkü kapitalist toplumdaki diğer bütün emekçi halkın, grupların ve unsurların çabalarının birleştirilmesini hedef alır.

Sınıflararası işbirliği, yığınların, başkalarının çıkarlarının ve amaçlarının gerçekleştirilmesi için bir pazarlık unsuru olarak kullanılması sonucunu ve­rir. Oysa, birleşmiş emek cephesi, emekçi balkın emeğini, hayatını, hakla­rını, özgürlüklerini ve geleceğini güvenlik altına alacak somut bir progra­mın gerçekleştirilmesi için kurulur.

Birleşmiş emek cephesi, geniş yığınları kapitalist burjuvazinin siyasi nü­fusundan ve ona bağımlılıktan kurtarır; kapitalizmin boyunduruğundan ni­hai olarak kurtuluşa giden yolu açarak, sermayeyi ve onun partilerini tam bir yalnızlığa iter.

Öte yandan, sınıflararası işbirliği, kapitalist burjuvazinin, sömürü, yağ­ma ve baskı politikasına yenilenmiş bir şiddetle ve daha büyük bir gaddar­lıkla devam edebilmesi için, yığınları kapitalist burjuvaziye teslim eder; ka­pitalist burjuvazinin sınıf durumunu sağlamlaştırır; onu, belirli bir anda halkın büyük çoğunluğunun hoşnutsuzluğundan doğan tehlikeli durumlardan kurtarır.

Sınıflararası işbirliği, hangi şartlar altında olursa olsun, proletarya ve yoksul şehir ve köy yığınlarının hayati çıkarlarının ve bağımsızlığının, “bir tabak çorba” karşılığında, burjuvaziye ve kapitalizmin amaçlarına satılma­sıdır.

Başka ülkelerde olduğu gibi, Bulgaristan’daki sınıflararası işbirliği de burjuva partilerinin Sosyal Demokrat Parti ya da öteki küçük burjuva parti­leriyle kurduğu koalisyon hükümetlerinin, burjuvazinin belirli zamanlarda kendisini tehdit eden halk hareketlerine karşı savunulması ve onlardan kur­tarılması amacıyla kurulan, her zaman için geçici olan hükümetler olduğu­nu, aksi ispatlanmaz bir biçimde ortaya koymuştur.

Burjuvazinin kendisi Sosyal Demokrasinin sınıflararası işbirliği taktiği­ni her zaman böyle değerlendirmiştir ve bu taktiğe, kendisini zor bir durum­da görüp, sömürü ve baskı siyasetini ve sınıf egemenliğini hedef alan halk hareketlerini yolundan saptırmak ve felce uğratmak ihtiyacını duyduğu za­man ve sürece başvurmuştur.

Burjuvazi, güçlükleri ve tehlikeleri aşmayı başarıp, ayağını yere tekrar sağlam basınca, Sosyal Demokrat Parti’yle işbirliğini derhal reddeder ve amaçlarına ulaştıktan sonra onu sessiz sedasız tekmeleyip bir yana atar.

Hem kendi ülkemizde hem de başka ülkelerde bunun örnekleri o kadar çoktur ve bunlar o kadar iyi bilinir ki, burada bunların sözünü etmemiz gereksizdir.

Komünist Partisi’nin teklif ettiği birleşmiş emek cephesi, Sosyal Demok­rat Parti’nin dikkatle izlediği sınıflararası işbirliği taktiğinin tam karşıtıdır ve burjuva partileriyle Sosyal Demokrat Parti arasındaki seçim uzlaşmala­rıyla ve koalisyon hükümetleriyle hiç bir ilgisi yoktur. Üstelik, Komünist Partisi ile diğer işçi ve küçük köylü partileri ve örgütleri arasında birleş­miş cephenin kurulabilmesinin birinci şartı, bu sonuncuların burjuvaziyle ve onun partileriyle ilişkilerini kesmeleri ve onlarla her türlü işbirliğini red­detmeleridir.

Birleşmiş emek cephesi, burjuvaziyle sınıf işbirliği fikrine değil, emekçi halkın, günlük hayatta ekmek, giyecek ve konut, vergi ve tazminat, siyasal haklar ve özgürlükler, barış ve savaş gibi bütün büyük meseleler karşısın­daki tavrında görüldüğü gibi, kapitalist burjuvaziyle ve kapitalizmle uzlaş­mazlığı esasına dayanır.

Bu yüzden, birleşmiş emek cephesi, emek ve sermaye arasındaki uzlaş­maz sınıf mücadelesine aykırı olmak şöyle dursun, gerçekte, belirli şartlar altında, bu mücadelenin devam ettirilmesinin bir biçimidir.

Burjuvaziyle sınıf işbirliği değil, sermayeye ve onun partilerine karşı bir­leşmiş emek cephesi: Bugün, yaşadığımız günün ve emekçi halkın hayati çıkarlarının emrettiği şey, işte budur. Ve birleşmiş cephenin gerçekleşmesi­nin birinci ve kaçınılmaz şartı da şudur: Burjuvazi ile sınıf işbirliği takti­ğini kesinlikle reddetmek ve Demokratik Birlik ve Ulusal – Liberal Parti’yle hükümet koalisyonunu bozmak.

Bunu anlamak istemeyen ya da anlayamayan, ya da anlamayı çıkarına uygun bulmayanlar, hiç şüphesiz, birleşmiş cephenin düşmanları olarak ka­lacaklar, onu kundaklayacaklar ve onun pratikte gerçekleşmesini engelleme­ye çalışacaklardır.

İşte, tam olarak bu sebeplen dolayı, bugün Sosyal Demokrat Parti ken­disini bir yol kavşağında buluyor ve iç karışıklıklar geçiriyor. Çünkü şim­diye kadar izlediği sınıflararası işbirliği taktiği ile birleşmiş cephe taktiği arasında bir tercih yapmak zorundadır.

Popülistlerin organı Mir’in sinsice salık verdiği gibi, bazı Sosyal Demok­rat Parti liderleri burjuva partileriyle işbirliği taktiğini izlemeyi, kabine üye­liği ve milletvekilliği koltuğu için perde arkasında pazarlık ve gelecek se­çimlerde seçim “çeyizi”ni “orantılı” olarak bölüşme taktiklerini izlemeyi çok uygun bulabilirler. Fakat bu taktiğin zararlarını ve utanç vericiliğini birçok defa tecrübe etmiş olan Parti üyeleri için, birleşmiş cephe ile sınıf işbirliği arasındaki derin farkı kavramak, kapitalist burjuvaziye karşı uzlaşmaz sı­nıf mücadelesi esasına dayanan, sağlam birleşmiş emek cephesi taktiğini be­nimsemek zor olmayacaktır.

Emekçi halk için hayati olan bu meseleleri çözerken, liderlerin kişisel is­teklerinden, fikirlerinden ve hesaplarından daha güçlü olan bir şey vardır: Yığınların ihtiyaçları ve iradesi.

Birleşmiş emek cephesini teklif eden ve onun gerçekleşmesi için elinden geleni yapan Komünist Partisi, her şeyden önce, büyük müttefikine, yani di­namik, amansız ve bozulmak bilmeyen hayata güvenmektedir.

29 Ağustos 1923

Dimitrov, Collected Works, Vol. 7.

Kaynak: Aydınlık Sosyalist Dergi, Sayı:5.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir