16/12/19

Ho Şi Minh – Nguyen Okulunun İlk Teori Kursunu Açış Konuşması

nguyen-okulunun-acilisi

Teori çalışmasının öneminden bahsettim, şimdi de teorinin pratikle bütünleşmesinden bahsedeceğim. Teo­ri pek gereklidir, fakat yöntemi olmayan teori çalışması, bir sonuç vermez. Bu yüzden teori çalışması yaparken, teorinin pratikle bütünleşmesini vurgulamamız gerekir.

Teori ve pratik birliği Marksizm – Leninizm’in temel ilkesidir. Teori rehberliği olmadan yapılan uygulama, körü körüne uygulamadır. Bundan dolayı, teorinin önemi üzerinde dururken, Lenin, devrimci teorinin bir dogma olmadığını, fakat devrimci eyleme bir rehber olduğunu; onun katı bir şey olmadığım, fakat zengin yaratıcı bir nitelikte olduğunu, teorinin yaşayan pratikten çıkarılan yeni sonuçlarla sürekli olarak düzeltilmeye ihtiyacı ol­duğunu tekrar tekrar belirtmiştir. Değişik ülkelerin ko­münistleri, Marksizm -Leninizm’i içinde bulunulan zaman ve yerin şartlarına özgü somut bir biçime sokmalıdır­lar.

Partinin okulu kendini proleter davasına adamış, sivrilen savaşçıları yetiştirecek okuldur. Hepiniz Partinin yüksek rütbeli kadrolarısınız. Teorik çalışmanız, sizle­ri yalnızca teorisyenlere döndürme amacı taşımaz fakat sizlerin iyi çalışmanızı sağlama amacı taşır. Bu, dev­rimci çalışmamızda pratik problemleri tatminkâr ola­rak çözmek için Marksizm-Leninizm’in ruhunu, dayana­ğını, görüş noktasını ve yöntemini öğrenip uygulamaya koyma anlamınadır. Teori pratikle nasıl bütünleşir?

Teoriyi teori için değil ve daha sonra parti ile pa­zarlık yapmak üzere kendimize bir sermaye yapmak için değil, onu uygulamak için öğreniriz. Bütün kötü iç-güdü­lerin köklerinin kazınması gerekir.

Biz teori çalışmalarımıza her cümleyi, her sözü ezberlemek ve kardeş ülkelerin tecrübesini mekanik bir tarzda uygulamak için devam etmiyoruz. Biz, Marksizm – Leninizm’i ülkemizdeki fiili devrim olaylarını özel ko­şullarına uygun biçimde çözümlemek için öğrenmeli­yiz.

Gerçek, çözülecek problemler ve şeyler içinde yatan çelişkilerdir. Biz devrimci kadrolarız, bizim gerçeğimiz bizi devrime iten, çözülecek problemlerdir. Gerçek yaşam muazzamdır. Gerçek, kişinin işinden ve düşüncesinden çıkarılan tecrübeyi, Partinin politikalarını ve çizgisini, onun tarihi tecrübelerini, yurt ve dünyadaki olayları kapsar. Öğrenimimiz (teori çalışmamız) boyunca temas edilmesine devam edilecek gerçekler bunlardır.

Bununla birlikte, bu okulda biz ilk önce teoriyi ken­di düşüncemiz ve çalışmamızla karşılaştırmalıyız, bu da, kazandığımız teoriyi çalışmamızdaki başarı ve başarısız­lığın analizini yapmak için, doğru ve yanlış dayanağımı­zın, görüş noktamızın ve yöntemimizin kaynağını keş­fetmek için kullanmaktır. Böyle yapmak, bizim bu olay­lara yaklaşımımızı düzeltmek ve daha iyi sonuçlar almak için çalışmaktır. Biz devrimi, dünyayı ve toplumu değiştirme amacıyla yapıyoruz.

Teori çalışmamızda, ülkedeki ve dünyadaki fiili so­runları, Partimizin önündeki devrimci sorunları ve gö­revleri de; doğru çizgiyi ve bu olayları çözümleyen yön­temi bulmak için veya Parti tarafından yapılan çalışma­dan çıkarılan tecrübeleri analiz etmek ve başarıları ile başarısızlıklarının nedenlerini bulmak için, kazanılmış an­layışımızı kullanarak yörüngesine oturtmamız gerekir. Bu bizim durumumuzu sağlamlaştırmamıza ve görüş noktamızı, yöntemimizi ilerletmemize yardım edecek­tir.

Bununla birlikte, çalışma süresi içinde bütün fiili sorunların çözümünü istemekten kaçınmak gerekir. Dev­rimin pratiği pek geniştir ve bu pratiğin ortaya koyduğu bütün sorunların çözümü, bütün Partiye ait uzun dö­nemli bir iştir. Biz okulda yalnızca teorinin pratikle bü­tünleşmesi için temeli koyabiliriz. Kardeş Partilerin tec­rübesi ve kendi tecrübemiz, gerçek yaşantıdan kopmuş dogmatizmin zararları hakkında bize birçok ders ver­miştir.

Partimiz Marksizm – Leninizm’i ülkemizdeki fiili du­rumla birleştirmedeki yeteneği sayesinde çalışmasında birçok başarılar kaydetti. Bununla birlikte, Marksist-Leninist gerçeğin Vietnam devrimi Pratiği ile birleştiril­mesi tam olmadı, toprak reformunda, örgütün yeniden düzenlenmesi ve ekonominin kuruluşunda yapıldığı gibi birçok yanlışlıklar oldu. Bugün sosyalizmi kurmada kardeş ülkelerin zengin tecrübelerine sahipsek de, ülke­mizin kendi özellikleri olduğundan, biz onları mekanik olarak uygulayamayız. Kardeş ülkelerin tecrübelerini öğrenirken, insanın, ulusunun özelliklerini dikkate alma­ması ciddi bir yanlışlıktır, dogmatizmdir. Fakat ulusalözelliklerin oynadığı rol üzerinde gereğinden fazla dur­mak ve kardeş ülkelerin büyük, temel tecrübelerinin ev­rensel değerini yadsımak, tehlikeli revizyonist yanlış­lıklara götürecektir.

Bu nedenle, teorik çalışmanın önemi üzerinde du­rurken teorinin pratikle bütünleştirilmesi ilkesi üzerin­de her zaman önemle durulmalıdır. Bizim dogmatizmi yenmemiz ve gene revizyonizme karşı uyanık olmamız gerekir. Kısaca, şevkle çalışma için teorinin önemini bil­meliyiz. Çalışmamız sırasında, sadece ideolojik çalışma­nızdaki ve Parti içindeki pratik sorunları analiz edip çözmek için öğrenmiş olacağınız bilgiyi kullanarak iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

Emekçi kitleleri, başka ülkelerde de olduğu gibi, ça­lışan halkın; kapitalistlerin ve toprak ağalarının korkunç boyunduruğu altında inlemiş olduğu burjuvazi Rusya’sının kötülüğünü ortadan kaldırdı; çalışan halk bütün zenginliğin yaratıcısı idi, fakat sefalet ve cehalet —ikisi de insanlığın ezici çoğunluğunun pek yaman ve uzun süren kaderi— içinde tutuluyorlardı. Çalışan halk insan­lık tarihinde ilk defa sınıf sömürüsü ve ulusal zulüm olmaksızın bir toplum, sosyalist bir toplum kurmaya baş­ladı. Canla başla çalışmaları ile yüksek bilinç, gittikçe gelişen iş yeteneği ve kendi davalarına, çocuklarının ve hâlâ kölelik acısı çeken kardeşlerinin davasına sınırsız bir bağlılıkla, Sovyet halkı eski mutluluk rüyalarını yer­yüzünün altıda biri üzerinde göz kamaştırıcı bir gerçeğe çevirdi.

Ekim Devrimi ve Sovyetler Birliği’nde Sosyalizmin Kurulması, kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfının devrimci güçlerini önemli şekilde arttırdı. Birçok Avrupa ve Asya ülkelerinin çalışan halkı, Rus devrimci proletaryası ta­rafından verilen örneğe uydu.

Kısa bir tarih süresi içinde sosyalizm 900 milyon­dan fazla nüfusu ile oniki ülkeyi kucaklayan bir dün­ya sistemi olmuştur.

Ekim Devrimi, emperyalizmin zincirlerini parçala­dı, temelini yıktı ve ona öldürücü bir darbe indirdi. Asya halklarını bir yıldırım gibi asırlık uykularından uyan­dırdı. Onlara yeni bir anti-emperyalist devrimci dönem, ulusal kurtuluş dönemi açtı.

(7 Eylül 1957)

Kaynak: Ho Şi Minh – Seçme Yazılar, Aşama Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir