14/10/19

Kwame Nkrumah – Afrika Ülkelerindeki Siyasi Partiler

Genel olarak Afrika’da ve özellikle orta Afrika ülkelerinde, politik hayat, çeşitli tarihi şartların etkisinden dolayı geç gelişmiş ve bu gelişme Avrupa ya da Kuzey Amerika’da olduğundan farklı bir tarzda gerçekleşmiştir.

Sosyalist dünyanın ortaya çıkışı ve Asya’da peş peşe ortaya çıkan milli devrimler emperyalizmi gittikçe zayıflatmıştı. Böylece, sömürgeciliğin parçalanması konusunda önemli adımlar atıldı. İkinci Dünya Savaşı süresince ve özellikle 1945’den sonra bütün Afrika ülkelerinde, anti-emperyalist mücadelenin şiddetlendiğini görüyoruz. Öteki bölgelerle ilintisi pek az olan ve kendi içine kapanmış durumda bulunan orta Afrika’da bile, emperyalizme karşı mücadeleye geçildi. Bu tarihi şartlar, milli bilincin (şuurun) uyanmasına ve Afrika’nın her bölgesinde siyasi partilerin, sendikaların ve başka organizasyonların kurulmasına yol açtı.

Afrika’nın birçok ülkesinde, siyasi partilerin temelini sınıf gerçeği değil, milli birlik ya da etnik bir gurubun birliği teşkil eder. Bunun sebebi, Afrika ülkelerinin birçoğunda, toplumsal yapının büyük sınıf farklılaşmaları göstermemesi yani toplumsal sınıf ve zümrelerin birbirlerinden kesin bir biçimde ayrılmış durumda bulunmamalardır.

Tanzanya başkanı Julius Nyerere’in belirttiği gibi, Afrika ülkelerindeki kitle partileri, «yerli halkı boyunduruk altında tutan yabancılara karşı savaş amacı göz önünde tutularak kurulmuşlardır. Bundan ötürü, Bu partiler gerçek siyasi partiler olmaktan çok milli kurtuluş akımları ve hareketleridirler. Kuruldukları günden itibaren milletin tümünün özlemlerini ve menfaatlerini temsil etmişlerdir.»

Afrika’nın bazı ülkelerinde anti-emperyalist milli partiler ülkenin bütün faal nüfusunu içine almaktadır.

Emperyalizmle mücadele eden bu partiler, metropollerdeki demokratik hareketler tarafından desteklenirler. Ayrıca, anti-emperyalist mücadeleye girişmiş olan milli kitle partileri ile toplumcu partiler arasında işbirliği ve dayanışma vardır. Sosyalist ülkeler, Afrika’nın yurtsever siyasi partilerine, milli kurtuluş ve kalkınma konusunda yardım etmektedirler.

Bağımsızlığını ele geçirmiş olan Afrika ülkelerinde iktidara gelmiş olan partilerin başlarında, ülkenin toplumsal sınıf yapısına göre halkın menfaatlerini savunan devrimci aydınlar (ya da yurtsever subaylar), milli burjuvazi, aşiret reisleri, ya da emperyalizmin ajanlığını yapan ticaret burjuvazisi ve bürokratik burjuvazinin temsilcileri bulunur.

Genç Afrika ülkelerinin siyasi hayatında şu özelliğin ortaya çıktığı görülüyor: Bu ülkelerde, yönetici partilerin karşısında onları eleştiren organize bir muhalefetin bulunmasına kolay kolay imkan verilmemektedir. Daha çok, dek parti» yönetimine kayılmakta ve bu yönetim çıkarılan kanunlarla desteklenmektedir.

“Tek Parti”li rejim denemeleri, belli birtakım ülkelerde bu çeşit rejimlerin, emperyalizm tarafından yurt içinde çıkarılan aşiret ve bölge ayrılıklarına karşı savaşma konusunda yararlı ve etkili olduğunu göstermiştir. Ve bu bakımdan, ülkenin bağımsızlığını sağlamlaştırmaya yardım ettiği de görülmüştür. Ama başka birtakım ülkelerde, “Tek Parti” rejiminin emperyalizmle işbirliği yapan bürokratik oligarşinin yani bir yüksek memurlar zümresinin menfaatlerini savunmaktan ve emekçileri ezmekten başka işe yaramadığı görülmüştür.

Afrika ülkelerinde yönetici siyasi partiler arasında çatışma ve mücadele olduğu gibi yönetici partilerin kendi içlerinde de çatışma ve mücadele vardır. Yeni-sömürgecilik politikasını benimsemiş ve halklarına ihanet etmiş olan yönetici partiler (bu partiler başlangıçta gerçek bir siyasi birliği temsil etmiş olabilirler) sınıf bilincinin ve kuvvetlerinin ortaya çıktığı ölçüde etkilerini kaybetmeye başlarlar. Sonunda, bu partilerin dayanağı olarak, sömürücü sınıflardan ve yeni-sömürgeciliğe hizmet eden bir avuç bürokrattan başka kimse kalmaz.

Ama, emekçilere dayanan ve halkın menfaatlerini savunan devrimci ve demokratik partilerin bulunduğu yerlerde, durum tamamen değişiktir. Bu çeşit ülkelerde, ülkeyi ve partiyi hakiki yolundan çevirerek, sömürgeciliği yeni bir şekil altında yeniden kurmak isteyen gerici kuvvetlerin zararsız hale getirilmesine çalışıldığı görülmektedir.

Kaynakça;

Kwame Nkrumah, Yeni Sömürgecilik, Gerçek Yayınevi, İstanbul, Mart 1966, s. 75-77.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir