14/10/19

Sadık Usta – Cumhuriyet Devrimi Solun Geçmişi Değil mi?

Türk Devrimi

Marx, Kapital‘de sadece iktisat kuramının kavramlarını incelemez, aynı zamanda bizi hayata, tarihe ve siyasi-kültürel geleneklerimize nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda da aydınlatır. Marx her olguya, kavrama ve fenomene diyalektik yöntemle, yani şeyleri mevcut konumlarıyla değil, geçmiş ve gelecek süreçleri açısından ele alır. Hegel’den devraldığı diyalektik yöntemi, sadece düşüncenin (İdea), felsefenin ve zihinsel etkinliğin değil, aynı zamanda her türden maddi olgu ve kavramın çözümlemesinin bir aracı olarak da kullanır.

Marx’a Göre Birikim Sadece Sermaye mi?

Örneğin O, “sermaye” derken, bunu salt “para” olarak düşünmez, “sermayeyi” uygarlığın bütün birikiminin (devlet, siyaset, kültür, hukuk, eğitim, bilim, üretim vs.) hasılatı olarak da ele alır. Biz de onun bu yönteminden, bir bakıma Marx’ın mantığından hareketle Cumhuriyet Devrimi’nin birikimine nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunu ele almak istiyoruz.

Örneğin Marx, sermaye birikimini incelerken pamuğun işlenerek sadece ipliğe dönüştürülmediğini, aynı zamanda yeni bir ürün elde edildiğini, yeni bir değer yaratıldığını; bunun da o maddede yeni bir aşama olduğunu, dolayısıyla yeni bir kavrama ulaşıldığını, bunun da kültürel birikimde bir yükselme ve zenginlik olduğunu belirtir.

İnsanoğlu emek gücü harcayarak artı değer (katma değer) yaratır. Artı değer, basit bir fazlalık değildir. O yeni bir aşama ve niteliktir. Bir ürün artı değerle eski şey olmaktan çıkarılır ve yeni bir şeye dönüştürülür. Böylece, sadece harcanan enerji yeniden üretilmekle kalmaz, aynı zamanda geleceğin zemini de hazırlanmış olur. Yani emekçi, emek gücüyle hem kullandığı makinelerin aşınma değerlerini, üzerinde çalıştığı toprağın rantını, bütün sömürücü sınıfların har vurup harman savurduğu giderlerini yaratır hem de gelecek kuşaklara kalacak olan birikimi bir üst seviyeye çıkarır. Örneğin pamuktan iplik yaratırken yeni bir ürün yaratılmış olur. Üretilen iplik artık eski pamuk değildir. Kumaş yapılacak iplik üretilmiştir. İplik üretirken de sadece iplik yaratmış olmuyorsunuz aynı zamanda kumaşın yapılabilmesini de hazırlamış oluyorsunuz. Yani değerler, aşamalar bir basamak öncesinden hazırlanmış olur.

Toplumlar Nasıl Değer Kazanır?

Toplumlar açısından “Yeni değer yaratmak” ne demektir? Ya da toplumlar nasıl değerlenir? Şimdi yeniden pamuk-iplik-kumaş-giysi sürecine bakalım.

Emekçi, pamuktan iplik üretirken o ondan kumaş yapılsın diye üretir. Kumaşın yapılma süreci daha ilk aşamada bellidir. Pamuk önce iplik haline getirilmiştir fakat ipliğin maddesi hâlâ pamuktur. Yani pamuk yok olmaz ancak o bir artı değerle nitelik değiştirmiş olur. Her yeni ürünün dokusunda, eski ürünün malzemesi korunmaya devam eder; dokusunu ondan alır ama o artık yeni ve başka bir ürün olmuştur. Yani artık, pamuk mevcut değildir fakat iplik olarak yaşamaya devam eder. Bu sayede hem yeni bir ürün üretilmiştir hem de yeni bir kavram yaratılmıştır. Pamuktan sonra şimdi bir de iplik diye bir kavram vardır.

Şimdi isteyen ipliği işleyerek, yani ona yeni bir değer katarak onu kumaş haline getirebilir. Böylece hem yeni bir değer yaratılmış hem de yeni bir kavram (kumaş yeni bir kavramdır) üretilmiş olur. Sonra yine isteyen kumaşa yeni bir değer katarak ondan bir ceket de üretebilir ki bu kez yine yeni bir ürün ve yeni bir kavram daha türetilmiş olur…

Görüldüğü gibi her ürün, yeni bir katma değerle birlikte yeni bir nitelik kazanmakta ve toplumda yeni bir amaca hizmet eden ürün olmaktadır.

Pamuğu olduğu gibi kullanarak ceket yapamazsınız, ama onu eğirerek iplik haline getirebilirsiniz, sonra iplikten kumaş ve kumaştan da ceket yapabilirsiniz. Bunu yaparken aşamalardan herhangi birini keyfinize göre ya da kolayınıza geliyor diye veya zaman kaybını ortadan kaldırmak için atlayamazsınız. Yani doğanın zorunlu aşamalarını takip etmek zorundasınız. İplikten, ceket yapabilecek (şahsi örme işlemini değil, fakat fabrika üretimini kastettiğimiz düşünülmelidir) bir babayiğit henüz görülmemiştir.

Kültür, tarih, siyaset, devlet, toplum ve hatta tek tek ölümlü insanlar da bu şekilde hayat tarafından aşama aşama işlenerek ve yetkinleşerek ilerleyip, her aşamada daha de gelişerek “belirli bir amaca” uygun hale gelir. Dolayısıyla Marx’ın “ürün” dediği her yere; kültürü, siyaseti, hukuku, toplumsal olanı ve hatta kendi şahsınızı yerleştirebilirsiniz. “Sermaye birikimi” dediği her yere, bütün bunların toplamından oluşan uygarlık birikimini koyabilirsiniz. Bu aşamaları kaydetmeden atlayabilen, mucize yaratmış olur ki işte o zaman ona “peygamber” gözüyle bakılır. Ama bahsettiğimiz konular ve insanlar bu dünyaya aittir.

Şimdi gelelim esas olarak söylemek istediğimize…

Geçmiş Birikim Neden Önemli?

Son yıllarda sıklıkla, özellikle de AKP’nin günden güne daha çok saldırdığı ve ortadan kaldırdığı Cumhuriyet devrimlerine ve Kemalizm’in birikimine nasıl yaklaşmamız gerektiği tartışılmaktadır. Örneğin halkçılık, laiklik, cumhuriyet, ulus bilinci, antiemperyalizme sol sahip çıkmalı mıdır? Ya da bazılarının dediği gibi “bunlar solu ilgilendirmiyor, çünkü sol sosyalizmi amaçlıyor” mu diyeceğiz?

Her an karşılaşacağımız gibi bu birikime sahip çıkıp çıkmama veya bu birikimi solun değerleri olarak görüp görmeme sorunu sürekli tartışma konusudur.

Şimdi söyleyeceklerimiz; kendilerini sosyalist, Kemalist, ulusalcı ve halkçı görenleredir…

Sosyalistler, kurmak istedikleri sosyalist düzeni, ancak mevcut toplumsal koşullarda (insan birikimi, düşünsel birikim, kültürel birikim, mevcut sorunlar temelindeki pratik birikim) kurabilirler. Tasavvur ettiğimiz düzeni henüz yaratılmamış bir zeminde (isterseniz siz buna Marx’ı takip ederek ürün deyin) kuramazsınız, çünkü her nesne, olgu, kavram vs. ancak elinizdeki mevcut araçlarla yaratılabilir. Eğer eskinin ötesine geçen yeni bir şey (sosyalist düzen veya ceket örneği) yaratılmak isteniyorsa, bu ancak eski ürün ve birikim (Cumhuriyet Devrimi birikimi) üzerinde inşa edilebilir. Dolayısıyla eskinin korunması bir tercih değil, zorunluluktur. Yani kendi beğeninize göre bir ceket dikmek istiyorsanız, yaratılmış olan kumaştan yapacaksınız. O kumaşı parçalayarak yeni bir ceket üretemezsiniz. O kumaşa sırtını dönen yeni bir ceket üretmeyi de sonsuza kadar ertelemiş olur. Toplumlar da eski birikim üzerinde sıçramalar yapabilirler. Eski birikime sırtını dönmüş olanlar ebediyete kadar yeni bir toplum kurma şansını da kaybetmiş olacaklardır. Eski birikimi korumak, geri olanla uzlaşmak veya geri adım atmak değildir, aksine yeni bir toplum kurmak için dayanak edinmektir. Diyalektik yöntem salt düşünsel bir yöntem, salt fikir jimnastiği değildir, fakat pratik hayata yön veren vazgeçilmez bir bakış açısıdır. Unutulmamalıdır ki ancak geçmiş ve mevcut toplumsal kurum ve ilişkileri koruyan, yani bunları kendi varlığının bir parçası haline getirebilenler, ondan ötesine sıçrayabilir ve yeni bir toplum yaratabilirler.

Örneğin pamuk işlenirse ipliğe, iplik işlenirse kumaşa, kumaş işlenirse cekete dönüştürülebilir. Kumaşın hammaddesi olan pamuğu değiştiremezsiniz, çünkü o bir nevi sizin mevcut toplumunuzun ve ülkenizin hammaddesidir. İpliği ve kumaşı da değiştiremezsiniz, çünkü onlar sizin toprağınızın mahsulü ve işçilerinizin işlediği ürünlerdir ve toplumunuzun mevcut verili koşullarda yarattıkları değerlerdir.

Kısacası, Cumhuriyet Devrimi ve onun önderi Atatürk, bu ülkenin ürettiği pamuk ve iplikten (buna toplumsal koşullar ya da toplumsal malzeme de diyebiliriz) o gün için muazzam bir kumaş elde edebilmişti. Bu değerler zemininden hareketle, yani onu koruyarak, benimseyerek, özümseyerek ve tabii ki onun üstüne yeni bir şeyler koyarak, bir bakıma ona yeni bir değer katarak onu daha da ileri noktalara taşıyabiliriz.

Ancak…

Siz pamuğu, ipliği ve kumaşı değiştiremezsiniz fakat ondan kendi tasarımınızı yaratabilirsiniz.

Ama ürettiğiniz “yeni tasarım”ın pamuk ve ipliğini değiştiremezsiniz. Yeni iplik ve kumaşı ancak yeni koşullarda (yeni üretim araçları icat ederek, toplumlarda ise yeni insan tipi yaratarak) üretebilirsiniz. Yeni bir makine icat etmeden yeni bir tür iplik yaratamazsınız. Aynı şekilde yeni bir insan türüyle yeni toplumlar yaratabilirsiniz. Aşamaları keyfinize göre atlayamazsınız.

Pamuk bizim pamuğumuz, iplik ve kumaş da bizim iplik ve kumaşımız, onu istediğimiz tarzda biçimlendirebiliriz. Sonuçta ipliği, kumaşı ve ceketi yapacak olanlar da bu ülkenin insan malzemesidir. Bu mevcut insan malzemesi ise, yüzyıllar boyunca koruna koruna, özümsene özümsene, ama aşıla aşıla gelen bir malzemedir.

Bunu beğenmeyense, eninde sonunda gider “elin” ceketini giyer.

Umarım anlaşılmıştır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir