14/10/19

Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası – İktisat İşleri

Halk Îştirakiyun Fırkası programında icra etmeye karar verdiği tadi­lât arasında iktisat ciheti birinci geliyor. İktisat hayatta birinci âmildir. Bilhassa fakir sınıfı için iktisat demek hayat demektir.

Bizde fukara halkın en mühim kısmı çiftçiler, yani köylülerdir. Köyler memleketin temeli olduğu gibi, köylüler de devletin ve milletin asıl bünye­si; özü ve ruhu demektir.

Köy ve köylü denince ilk hatıra gelecek de bittabi toprak yani arazi meselesidir.

Bizim kanunlarımızı tetkik ederseniz arazi meselesini pek güzel esasa- ta tabî görürsünüz.

Bir kere arazi umumundur. Yani arazinin rakabesi beytül-male aittir. Tasarruf edenler işletme muciri demektir. Sonra işletme için muayyen müd­detler vardır: Kanun altındaki araziyi işletmeyenlerin elinden arazi alı­nır. İşletenlere verilir. Oniki sene üst üste toprağı bilâ niza ekip biçen hakk-ı tasarruf iktisap eder. Böyle bir emekçiye derhal tapu verilir.

Fakat bu güzel kanun maalesef tatbikten mahrumdur. Bir köye gider­seniz bakarsınız ki beş, on aile köylü olduğu halde topraktan mahrum, her­kesin hizmetkârı olmakla geçiniyor. Beride birkaç bin dönüm arazi sene­lerle işletilmeden mahrum yatıyor ve ona şehirde bulunan veya köyde olup toprağı işletmeyen sahibi tarafından müsaade edilmediği için kimse yanaş­mıyor. Biz köyler biliyoruz ki, meselâ mabeyn-i hümayundaki yahut her hangi bir şehirdeki bir bey, yahut bir efendi tarafından nasılsa tapusu ol­mak dolayısıyla bitişiklerinde beş on dönüm arazi hali yatıp dururken za­vallı köylüler arazisizlikten adeta perişan ve aç bulunuyorlar. Zavallılar bazen o boş bırakılmış yerlerde hayvanlarını otlatmaktan bile mahrum bırakılıyorlar.

Yukarıda işaret ettiğimiz kanunun hükmü bihakkın tatbik olunsa idi, şüphesiz tapuya bağlı olduğu için boş bırakılmış olan yerler asıl toprak sahibi beytü’l-mâl yani millet tarafından derhal alınır, civardaki fukaraya tevzi olunurdu.

Kanuna riayetsizlikten arazice türlü mehazirden başka bilhassa bu işa­ret ettiğimiz müsamahadan şu fenalık çıkıyor; parası olan, bir köy civar­daki bir toprağı tapuya rapt ediyor. Kendisi çiftçi olsun olmasın, şehirde otursun oturmasın o toprağa artık sahip ad ve oturduğu yerde «otlakiye» namıyla hattâ mer’a hakkı alarak intifa ediyor.

Şu halde araziden intifa için artık köylerde oturmaya da hacet kalmı­yor ve hal dolayısıyla köyler şehirlere akın ediyor.

Halk îştirakiyun Fırkası bu mehazire kati bir hatime çekebilmek için bir çare derpiş eylemiş ve programında mühim bir tadil yapmağa karar vermiştir. Fırka şunu iltizam edecektir:

“Köy Köylülerin, Arazi Ekip Biçenindir”.

Bu mücmel maddeden şu tafsilât anlaşılabilir ki, köylerde oturmayan­lar köylerde arazi tasarruf edemezler, şehirde oturup köylerde değirmen, mebanî, arazi tasarruf edilemez.

Sonra, köylerde oturduğu halde bir tarafa çekilip oturarak ve fıkarayı hayvan gibi çalıştırarak arazi tasarruf etmek de tecviz olunamaz.

Arazi benimdir diyebilmek için o araziyi bilfiil ekip biçmelidir. Bilfiil ekip biçmek her aile efradına göre araziye malik olur demektir.

Biz fırkanın bu tadilini memleket için, bilhassa çiftçilerimiz için ga­yet mühim buluyoruz.

Şu sırada şuna da işaret edelim: Hükümetler şimdiye kadar arazi-i maklûieyi bilmiizayede satmak cihetini ihtiyar etmişlerdir. Bu usul icabm- ca araziyi işletebilecekler değil, parayı verebilecekler tasarrufa muvaffak oluyorlardı. Fırka köylerdeki arazi-i maklûieyi müzayede ile satmayı da red­dediyor. Fırka istiyor ki, köylerdeki maklûl arazi, müzayede ile değil, mec­cani olarak köylerdeki fıkara çiftçilere verilsin.

Bize öyle geliyor ki. bundan daha makûl, bundan daha meşrû bir şey olamaz.

Köylülerimiz şuna emniyet edebilirler ki. Halk îştirakiyun Fırkası prog­ramının bu tadilini kongresinde kabul ettirebilir ve onun tatbiki imkânını da bulursa diğer esbap da mükemmel olmak üzere köyler bugünkü acı ha­yattan çabuk kurtulurlar ve köylerde artık beylere, ağalara, efendilere mu- rabbacılık etmeğe mecbur olacak fıkara kalmaz. Biz köylülerin hayatında o kadar tuhaf, o kadar gülünç ve acı şeylere tesadüf ediyoruz ki, şimdiye kadar nasıl olup da bunlara çareler düşünülüp bulunmadığına şaşıyoruz.

Meselâ köyün içinden yahut civarından büyük bir su geçiyor. O köyde olmayan bir zat gidiyor o su üzerinde bir değirmen yaptırıyor.

Değirmen yaptırılırken amelelik eden o köylü; hattâ ihtimal ki o sene­lerde o su da o köyün iken, köylü o değirmende yiyeceklerini mutlaka o değirmeni yaptıran zatın istediği hakkı vermek suretiyle öğütebiliyorlar.

Zaman oluyor ki, köylü diğer köy değirmenlerine bile müracaat ediyor.

Halk îştirakiyun Fırkası bu garibelerin önüne geçmek istiyor. Köy köy­lülerin olunca köyün suyu üzerinde yapılacak değirmeni tasarruf hakkı da bittabi köylüye münhasır kalıyor.

Fırka, fakir köylüleri alet ve edevat sahibi edebilmek için de çare dü­şünmüştür. Çarelerden başlıcası köylü teavün sandıklarıdır. Teavün san­dıkları bir kere güzel bir surette teessüs ederse, köylülerimiz bugünkü ça­resizliklerden pek çabuk kurtulurlar.

Mecmua

Yeni Hayat, sayı: 18, 5 Ağustos 1922.

*Bu yazı, Halk îştirakiyun Fırkası’nın organı olan Yeni Hayat dergi­sinde 5 Ağustos 1922 tarihinde yayınlanmıştır ve Fırka’nın toprak me­selesiyle ilgili görüşlerini içermektedir.

İçerik Kaynağı: Aydınlık Sosyalist Dergi, Sayı: 12.

Görsel kaynağı: Selection of flax. (Portrait of a team leader P. Syrovatko). 1960. Tempera. Soviet artist Viktor Ivanovich Zaretsky 1925-1990

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir