16/12/19

Ulaş Kaya – Kurtuluş Savaşı’nda Sovyet Yardımları

kurtulus-savasinda-sovyet-yardımları

Mustafa Kemal önderliğinde bağımsızlık mücadelesi veren Türkler, yeni ve hür bir devlet için yola çıkmıştı. Yıkık ve harap hâldeki Osmanlı’dan elde edilecek pek bir şey olmadığını bilen Ankara Hükümeti, çareyi dış yardımlara yönelmekte bulmuştur. İstiklal mücadelesine başlamadan birkaç yıl önce emperyalizm karşıtı bir yönetim kuran Sovyetler Birliği bu çarelerin başında geliyordu. Bu mücadele verilirken Ankara’nın en büyük destekçisi Sovyetler Birliği olmuştur. Çünkü Sovyetlerin anti-emperyalist politikaları ve mazlum milletler için yardımda bulunma vaadi dikkat çekmiştir. Ayrıca 7 Aralık 1917’de yayınlanan bildiride Sovyetler Birliği, gizli anlaşmalarını reddedip İstanbul’un Müslümanlara ait olduğunu belirtmiştir. Yazıda Sovyetler tarafından Ankara Hükümetine yapılan yardımları teker teker incelemeye çalışacağım. Yazımın sonlarında ise o zamanın iki büyük devrimcisinin ve iki değerli halkın Türk-Sovyet dostluğu hakkında çok kıymetli davranışlarına ve sözlerine değineceğim. Ayrıca Sovyetlerin yaptığı yardımları da bulundukları kaynaklardan olduğu gibi aktarmaya çalışacağım.

Tarihi iyi inceleyecek olursak iki tarafın birbirine yakınlaşmasında bir tesadüfler zincirinin olduğunu çok rahat görebiliriz. Çarlık Rusyası’nın yıkılıp yerine Sovyetler Birliği’nin kurulmasında Lenin ve Kızıl Ordu’nun elini güçlendiren en büyük etkenlerden birisi Türklerin Çanakkale’deki muazzam başarısıdır. Çanakkale’deki başarıların ardında ise Mustafa Kemal’in yer aldığını görmekteyiz. Eğer Türkler Çanakkale’de mağlup olsaydı o zamanki ittifakları sebebiyle Batılı emperyalistler Çarlık Rusya’ya yardım göndermeyi başaracaktı ve belki de Sovyetler Birliği kurulmayacaktı ya da kuruluşu gecikecekti. Bu da Mustafa Kemal ve Anadolu halkının yardımdan yoksun kalmasına yol açacaktı. Yeni ve hür bir Türk devleti kurmak isteyen ve bu mücadeleyi verirken Sovyetlerle dostluk kurmayı düşünen Mustafa Kemal’in ve Türklerin, Sovyetler Birliği ile arasındaki bağı bu şekilde özetleyebiliriz.

Dünyanın ve insanlığın düşmanı olan emperyalizme karşı canla başla savaşan bu iki devlet arasındaki dostluk takdire şayan olsa da her şeyi tüm açıklığıyla dile getirmek gerekir. Özellikle Sovyetlerin bazı kaynaklarda yer alanlara göre bir süre Türklerin yardım çağrısına kayıtsız kalarak tabiri caizse işi yokuşa sürme tavırları da bu ilişkileri zora sokan tavırlardır ancak yine de Ankara Hükümeti, art niyet aramadan dostluğu zedelememeye özen göstermiştir. Bazen de Sovyetlerin söz verilen miktarların altında yardımlar yaptığını görmekteyiz. Osman Okyar’ın aktardığına göre 1921’de 10 milyon altın ruble taahhüt edilmesine rağmen, 6.7 milyon altın ruble gönderilmiştir. Sovyetlerin bu çekingen tavrının değişmesinde Sakarya Zaferi büyük rol oynamıştır. Belki de Sovyet Rusya, Türk ordusunun şartlarının, Yunan ordusuna göre zayıf olmasından ve güçlerinin bu büyük mücadeleye yetmeyeceğini düşünerek fazla riske girmemek gibi bir korumacı tavır takınmış olabilirler. Bu da gayet doğal ve normal bir düşünce olarak görülmelidir ancak kesinliği de bulunmamaktadır. Sakarya Zaferine gelecek olursak Moskova Anlaşması’yla yapılacak olan askeri yardımı geciktiren Sovyetler, bu zafer sonrası General Frunze’yi Ankara’ya yollayarak ihtiyaçların tespitini yapmasını istemiştir. 5 Kasım 1921’de Frunze, 1.100.000 altın ruble ile Ankara’ya gelmiştir.

Türk-Sovyet İlişkileri kısa bir dönemde hat safhada bir yakınlık göstermiş olsa da gayet derin ve ayrıntılıdır. Türk tarihinde sürekli kontak halinde olan bu iki devlet, Milli Mücadele Döneminde de birbirine yakınlaşmıştır. Atatürk, Lenin’in dostluğuna nasıl güvendiyse aynı şekilde Lenin de güvenmiştir. ”Mustafa Kemal, bir meclis oturumunda şunları söyledi: ”Biz, Bolşevikleri arıyorduk ve onları sonunda bulduk.” Dış politikada en önemli hususlardan biri olan güven, bu iki devlet arasında bir bağ oluşturmuştur. Semyon Aralov’a göre Lenin, Çarlık Rusyası’nın Osmanlı Devleti ile olan savaşlarının halkın üzerinde izler bıraktığını ve Rusya’nın Türkiye’ye düşman olduğunu düşünebileceklerini belirtmiştir. Bu yüzden onlara Sovyet Rusya ile Çarlık Rusyası’nın arasındaki farkı anlatmalarını öğütlemiştir. Halka saygılı davranmalarını, dostça yaklaşmalarını istemiştir. Lenin, Mustafa Kemal’in istilacılara karşı savaş verdiğini, padişahı ve destekçilerini de mağlup edeceğine inandığını belirtmiştir. Mustafa Kemal’e ve Türk halkına yardım etmek gerektiğini düşündüğünü ifade etmiştir. ”Moral yardımı, yakınlık, dostluk, üç kat değeri olan bir yardımdır.” Lenin’in bu anlamlı sözü iki devlet arasındaki ilişkiyi güzel özetlemektedir. Bu iki devlet arasındaki yardımlar sadece Sovyetler tarafından yapılmamıştır. Semyon Aralov, anı kitabında rastladığı bir köylünün gördüğü topların Lenin’in düşmanı öldürmesi için Mustafa Kemal’e hediye ettiğini aktarmaktadır.

Tekrardan yapılan Sovyet yardımlarına göz atıp teker teker sayısal verileri aktaracağım. Osman Okyar, 1921-1922 yıllarındaki nakit yardımın 11 milyon altın ruble olduğunu ifade etmektedir ancak 1920 yılında yapılan yardımlarla bu rakam 11 milyon altın rubleyi geçmektedir. Mustafa Kemal, Halil Paşa’yı Rusların yardım konusundaki düşüncelerini öğrenmesi için Moskova’ya yollamıştır ve Halil Paşa 100 bin lira değeri olan altınla geri dönüş yapmıştır. Yine Moskova’da görüşmelerde olan Yusuf Kemal Bey, Halil Paşa’dan yaklaşık bir ay sonra bir milyon altın ruble ile Ankara’ya dönmüştür. A. Şemsutdinov, Eylül 1920’de 200 kg. külçe altının Türk Hükümetine teslim edildiğini aktarmaktadır. Johannes Glasneck de Şemsutdinov’un verdiği bilgiyi doğrulamaktadır. Sovyet Rusya’nın yanı sıra Azerbaycan hükümeti, 30 tank petrol, 2 tank benzin ve 8 tank gazyağını Türkiye’ye hediye etmiştir. Mayıs 1922’de Moskova Antlaşması ile vaat edilen 10 milyon altın rublenin son ödemesi olan 3,5 milyon altın ruble de ödenmiş ve son ödeme de yapılmıştır. Özlem Çolak’ın Yüksek Lisans Tezi olan Lenin Döneminde Türk-Rus İlişkileri (1917-1923) adlı çalışmada ilk Sovyet yardımının Halil Paşa tarafından getirildiği belirtilmektedir. Rus Şuralar Cumhuriyeti Sefaret Heyeti’nin Anadolu’ya yanlarında 200 kg. altınla geldikleri İngiliz Gizli İstihbarat Raporlarında yazılmaktadır. Rıza Nur’un aktardığına göre beş milyon mavzer fişeği, Ocak 1921’in başlarında Anadolu’ya ulaşmıştır. Özlem Çolak’ın aktardığına göre, Nisan 1922’de Sovyet Rusya tarafından Batum ve Novorosiski’deki “8382 sandık piyade cephanesi, 425 sandık Avusturya ve Belçika cephanesi, 2800 sandık topçu cephanesi ve 10 mayın” İnebolu ve Samsun limanlarına ulaştırılmıştır. Yusuf Kemal, 1921 Nisan sonlarında 4 milyon altın ruble ile Anadolu’ya dönmüştür. J. Glasneck, 1921 yılında 33.273 tüfek, 327 makineli tüfek, 54 top, 20.000 gaz maskesi ve çok sayıda cephanenin Erzurum’dan Anadolu’ya geldiğini aktarmaktadır.

Türk-Sovyet Dostluğu ile ilgili Semyon Aralov’dan çok değerli bir anekdot paylaşacağım. Aralov, üç Türk savaş gemisine Osmanlı’ya karşı çıkmaları sebebiyle İngilizler tarafından ele geçirildiğini ve bu olay üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın Sovyetlerden yardım istediğini aktarır. Lenin, bunun üzerine Çiçerin’e emir vererek bu gemilerin silahlandırılarak Türk hükümetine teslim edilmesini emretmiştir. Gemilerin 1921 yılının başlarında Türkiye’ye teslim edildiği bilinmektedir. Mustafa Kemal Paşa, Sovyetlerin gösterdiği yakınlığın kendilerini canlandırdığını söylemiştir ve de gericileri kudurttuğunu belirtmiştir. Sovyetlerin Türk hükümeti ile yakınlaşmasındaki en önemli kişiliklerden biri olan Aralov’la Mustafa Kemal Paşa’nın sohbetleri iki hükümet arasındaki dostluğu sağlamlaştırmıştır. Kemal Paşa, Sovyet Rusya’nın yardıma ihtiyacımız olduğu anda yaptığı yardımları Türkiye’nin hiçbir zaman unutmayacağını, Türk milletinin bu çıkarsın yardımları asla unutmaması gerektiğini Aralov’a aktarmıştır. Sovyet Rusya’nın dostluk jesti olarak 1920 yılının sonlarına doğru yetim çocuklar için 50 bin altın ruble gönderdiğini Kazım Karabekir’in Ankara Hükümeti için ettiği teşekkür telgrafı ile öğrenmiş bulunmaktayız. General Frunze, Türkiye’de kaldığı süre içerisinde babalarını savaşta yitiren çocuklara para yardımı yapmıştır. Sovyet Elçisi Mdivani, İkinci İnönü’den sonra bölge halkına yardım olarak Hilal-i Ahmer’e 30.000 altın ruble bağışlamıştır. Bu bilgiyi Cemal Güven ve Özlem Çolak aktarmıştır. İki devlet arasındaki dostluğu perçinlemek adına Türk Hükümeti zorlu döneminde olsa bile önemli bir dostluk göstergesinde bulunmuştur. Osman Okyar’ın aktardığına göre Mustafa Kemal, Başkumandanlık yetkisini kullanarak Karadeniz’den elde edilecek hububatın yüzde 40’ına el koyarak Sovyetlere hediye etmiştir. Çağatay Benhür de açlık sorunu yaşayan Rus halkına yapılan bu yardıma 1920’li Yıllarda Türk-Sovyet İlişkileri: Kronolojik Bir Çalışma adlı makalesinde yer vermiştir.

Bağımsızlık mücadelesi veren, yeni bir rejimin rüyasını kuran Türk Hükümeti ve kendilerine yeni bir dünya inşa eden Sovyet Rusya… Bu kısımda tek tek kaynakları belirterek Sovyet Rusya’dan gelen yardımları belirteceğim. Osman Okyar, Sovyet yardımlarını üç döneme ayırmıştır. Birinci dönemde 1 milyon altın ruble, 10.000 Türk Lirası değerinde altın külçe ve 13.387 tüfek ve 3693 sandık cephane gönderildiğini; ikinci dönemde 6.5 milyon altın ruble, silah yardımının olmadığını; üçüncü dönemde ise 3.5 milyon ruble, 34.425 tüfek, 324 ağır makineli tüfek, 41.000 sandık tüfek mermisi, 66 top ve 141.000 adet top mermisi yardımı yapıldığını aktarmıştır. Atatürk Araştırma Merkezi’nin kaynaklarına göre 1 Eylül 1920 ile 1 Haziran 1922 tarihleri arasında 37.812 adet tüfek, 44.587 sandık fişek, 324 adet ağır ve hafif makineli tüfek, 66 adet top, 200.573 adet mermi ve 11 adet kama yardımı yapıldığı belirtilmiştir. A. Şemsutdinov, 1921 yılında 33.275 tüfek, 57.986.000 fişek, 327 makineli tüfek, 54 top, 129.479 mermi, 1.500 kılıç, 20.000 gaz maskesi ile iki deniz avcı uçağı yardımı yapıldığını aktarmıştır. Doğan Avcıoğlu’nun Rus kaynaklarından aktardığı bilgilere göre mali yardımların dışında 350 mayın, 8 altı inçlik top, 12 üç inçlik top, 22.641 top mermisi, barut ve mermi kutuları, çok sayıda tüfek, 579 bin cephane şeridi ve 75 milimetrelik Arisac topu için 11 dizi yedek parça yardımı yapılmıştır. Özel bir teşekkürü hak ettiğini düşündüğüm Özlem Çolak’a göre Sovyet yardımları özetle bu şekildedir: ”18 Eylül 1921’den 14 Haziran 1922’ye kadar yapılan Sovyet yardımı toplam olarak: aletleri, 318 ağır ve hafif makineli tüfek, 81 top, 13 Rus bomba topu, 159.043 top mermisi, 40 sandık Fransız el bombası, 200 adet Rus el bombası, 60 süvari kılıcı, 10 sandık dumansız barut, 48 sandık Rus piyade mermi kovanı, 8 sandık Rus piyade mermi kapsülü, 104 sandık Rus piyade mermi çekirdeği.” Sovyet kaynaklarına göre ise bu yardım şöyleydi: “ 39275 tüfek, 327 makinalı tüfek, 54 top, 62.986.000 piyade mermisi, 147.079 top mermisi, 1000 atımlık top barutu, 4000 el bombası, 4000 şarapnel mermisi, 1500 kılıç, 20.000 gaz maskesi”dir.” Sovyet yardımlarına daha detaylı bakmak için adı geçen Özlem Çolak’ın tezinin 101. ve 107. sayfalarındaki tablolara göz atmanızı tavsiye ederim.

Günümüzde sıkı dost olması ve birlikte hareket etmesi gerektiğine inandığım bu iki milletin yaklaşık 100 yıl önce kurduğu dostluğun en güzel ve en anlamlı bilgilerini aktardığım yazımı Yüce Atatürk’ün hem Sovyet dostluğunu hem de anti-emperyalist çizgisini kendi ağzıyla ifade ettiği sözleriyle bitirmek istiyorum. ”Kanadı kırık bir kartal, çalımlı çalımlı bahçede dolaşıyordu. Mustafa Kemal, ”Kartal, Rus çarının amblemidir” dedi, ”Çar, halkın üzerinde kibirli kibirli egemenlik kuruyor, kendisini de erişilmez sanıyordu. Bakın, şu kartal aramızda kırık kanadıyla dolaşıyor; Rus halkı çarı kovdu. Gücünü kırdı. Biz Türkler de ‘Kutsal Sultan’ımızı Ruslar gibi kolunu kanadını kırarak kovduk. Halk kendi zaferine koşuyor. Padişahların ve çarların, emperyalistlerin işine gelen, bitmez tükenmez savaşlara sürükledikleri biz, her iki ülkenin halkları, sürekli bir dostluk içinde yaşamak zorundayız; İran gibi, Arap ülkeleri gibi öteki doğu halklarını da bizim dostluk ailesinin arasına sokalım. Bu benim hayalimdir.”

Kaynakça;

1-Aralov, S. İvanoviç. Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları. Çev., Hasan Ali Ediz. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.

2-Avcıoğlu, Doğan. Milli Kurtuluş Tarihi II. İstanbul: Tekin Yayınevi, 1978.

3-Benhür, Çağatay. http://dergipark.gov.tr/sutad/issue/26266/276704. (erişim 12.10.2018)

4-Çolak, Özlem. ”Lenin Döneminde Türk-Rus İlişkileri (1917-1923)”. Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, 2010.

5-Glasneck, Johannes. Kemal Atatürk ve Çağdaş Türkiye II. İstanbul: Yenigün Haber Ajansı, 1998.

6-Güven, Cemal. Mustafa Kemal Paşa’nın Yabancılarla Görüşmeleri. Konya: Eğitim Yayınevi, 2012.

7-Okyar, Osman. Milli Mücadele Dönemi Türk-Sovyet İlişkilerinde Mustafa Kemal (1920-1921). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.

8-Şemsutdinov, A. Kurtuluş Savaşı’nda Türk-Sovyet İlişkileri. Çev., A. Hasanoğlu. İstanbul: Yenigün Haber Ajansı, 2000.

9-Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi, 2016.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir